Sinop, eski dönemlerde tamamen surlarla (Kale’ye bağlı) çevrili bir şehir olduğu için hükümdarın yetkisi dahilinde tek bir kapı ile şehir dışarıya açılır ya da kapanırmış. İşte bu açılıp kapanmanın gerçekleştiği kapı, bugün şehir merkezine girişte (Tarihi Sinop Cezaevi‘nin başlamasından hemen önceki alan) yer alan sağlı sollu kalıntıların arasında, taşıt yolunun olduğu yerde bulunmaktaymış. Bir önceki Sinop otogarı (otobüs terminali) ise yakın zamana kadar işte bu şehrin girişindeki surların eteklerinde, sol kısımda kalan bölgede kuruluydu.

Kumkapı’nın (Eski otogar mevkiinin) benim açımdan güzel ve özel bulunmasının nedeni tabii ki otobüs işletmelerine kolay ulaşım değil. Burada yer alan kalıntılar ve inanılmaz manzarayı izleme imkanıdır. Bu kalıntılar ve hemen altından geçen yolun altında kalan diğer surların üzerinden Akliman üzerinde batan güneşi izlemek gibisi yoktur.

"The ghosts of who I used to be"
Fotoğraf: “’The ghosts of who I used to be’”, Nurettin Mert Aydın, 2014

Yine altta kalan surların aşağısındaki bölümden denize girmek de keyiflidir ancak bu bölümde genelde boğulma vakaları görüldüğü için deniz keyfi için pek tercih edilmez yerel halk tarafından. (Akliman yazımda belirttiğim nedenlerden ötürü kaynaklanıyor bu vakalar, tedbirli  olduktan sonra herhangi bir tehlike yok aslında.)

GEZİ sayfasına geri dönmek için tıklayın

Nurettin Mert Aydın • 2009 • Tüm hakları saklıdır. Site içindeki bilgilerin ve fotoğrafların izinsiz kullanılması yasaktır.